Karaman’a gitmeden önce Konya’da bir inelim de kahvaltı yapalım dedik. Konya’ya da gelmişken Mevlana Hazretleri’nin mezarını ziyaret etmeden olmazdı hani.
Sabah saat 6’da Konya’ya indiğimizde ilk olarak arabayı park edecek yer aradık. Şehre girerken park edilmiş bir arabanın arkasına çekeriz diyordum ki şehrin içinde yanıldığımı fark ettim. Ortalıkta bir tane araba yoktu. Bir an şehre arabaların girmesi yasak sandım. Neyse otoparktadır hepsi dedik, bir otopark bulduk, orada da hiç araç yoktu. En sonunda aracımızla beraber Alâeddin Tepesi’ne çıktık, park ettik ve orada kahvaltı yapmaya karar verdik. Saat 6’yı biraz geçmişti. Semaver de yapalım dedik, güzel olur. Sonra bir baktık ki şekerle çay almayı unutmuşuz. Yanıma 2 kişi alıp ver elini çarşı pazar. Açık bakkal, olmadı kahvehane buluruz da alırızdı hesap. Saat 7’ye yaklaşıyor ama hiçbir yer açık değil. Samsun’da o saatte kesin açık yer bulurduk. En azından kahvehaneler açık olurdu. Gariptir, açık fırın bile bulamadık. Aradık taradık, o saatlerde trafiğe çıkan araçları görüp sevindik, sonra açık fırın gördük, bir daha sevindik. Sorduk onlara, bize tarif ettiler bir yeri. Gittik, bulduk, çayı ve şekeri aldık. Ama halen bir sorun vardı: biz kaybolmuştuk. :D Sorduk bakkala, dümdüz gidin dedi. Uyduk ona ama inanmadık. Bir baktık ki Alâeddin Tepesi’ne çıktık. O dümdüz yolda Konya’lı bir arkadaşı aradık. Emre’yi. Uyandırdık uykusundan, gel bizi gezdir dedik. 1 saatlik yol tepti, geldi yanımıza. Çay olmuştu. Oturduk kahvaltı yaptık. Sonra ver elini Mevlana.



